Haberin Doğru Adresi

Avrupa'da Yaşayan Türklerin Haber Sitesi

ALMANYA BU CESUR KADINI KONUŞUYOR

Posted by almanyahaber Aralık 11, 2009

FATMA GÜRSOY: “AYRIMCILIK MI?TÜRK’ÜM MÜSLÜMANIM, BAŞÖRTÜLÜYÜM, KADINIM; BAŞKA SORUNUZ VAR MI?”..

ALMANYA’NIN İSLAM AÇILIMI …

SEDAT AÇIKBAŞ

MONTAJ VE YAYINA HAZIRLAYAN: MEHMET ALTUNYALDIZ

KAMERA: DAVUT ÇELİK

Almanya’da 2006 yılında yürülüğe giren ‘Eşitlik Yasası’ çerçevesinde hükümet tarafından oluşturulan ‘Antidiskrimierungsstelle des Bundes’ (Federal Anti Diskirimine – Ayrımcılık – Dairesi) tarafından toplumdaki yabancı kökenliler aleyhine yapılan ayrımcılığa dikkat çekmek amacıyla hazırlanan bir reklam kampanyasında rol alan Fatma Gürsoy, tüm Almanya’da konuşuluyor.

“Tekdüzelik yerine Çeşitlilik – Eşit muamele için elele” (Vielfalt statt Einfalt – Gemeinsam für Gleichbehandlung) başlığıyla 4 bin afiş, Noel tatiline kadar Almanya’nın 128 kentindeki metro ve otobüs duraklarını süsleyecek.

Afişlerin posta kartı formatındaki 830 bin adet kart ise 57 şehirdeki 6 bin 500 lokale dağıtıldı. 147 sinemaya 550 bin kart dağıtılması planlanıyor. Almanya’nın en çok ziyaret edilen internet sitelerinde de banner olarak çıkıyor.

Adana doğumlu ve küçük yaştan beri Almanya’da yaşayan 4 çocuk annesi Fatma Gürsoy, tüm Almanya’yı süsleyen ve birçok TV ile internet sitelerinin büyük ilgi gösterdiği afiş ve fotoğraflarda: “Ayrımcılık mı? Türk’üm, Müslümanım, başörtülüyüm, kadınım; Başka sorunuz?” diyerek kamuoyunun gündemine girdi.

Ancak Gürsoy’a saldıranlar da işi oldukça azıttı.. İnternet sayfalarında forum oluşturan ırkçı ve haçlı çevreler, işi, dinimize ve Gürsoy’a iğrenç hakaretlere kadar vardırdılar..

Aynı zamanda sanatçı ve sosyal yönüyle de tanınan Fatma Gürsoy, yaptığımız görüşmede Müslümanlara ve kendisine saldıranlara karşı Almanya’daki Türk toplumundan herhangi bir tepki gelmemesine üzüldüğünü belirtti.

Fatma Gürsoy, “Aslında toplumda göçmen kökenlilere, Müslümanlara önyargıları bulunanlar çoğunlukta değil. Toplumun büyük bir kesimi ayrımcılık yapmıyor ama önyargılar, peşin hükümler oldukça yaygın. Aşırı gruplar oldukça organize.

Benim afişlerim ve resimlerim ifadelerimle birlikte yayınlanınca internet sitelerinde forumlar oluşturdular, yeni sayfalar, siteler kurdular. Devlet parasıyla başörtüsü ve İslam reklamı yapılıyor diye ortalığı ayağa kaldırdılar. Almanya’daki Türk toplumundan bu tepkilere sessiz kalınmasına açıkçası üzüldüm.

Devlet parasıyla reklam yapılsa bile; Müslümanlar da Almanya’nın bir parçası. Bu değişmez bir gerçek artık.. Biz de bu toplumun bir parçasıyız, kendimizi Almanya’ya ait hissediyoruz. Biz bunu hissediyorsak, diğerleri de ‘uyum’ adına bizi kabullenmek zorunda.

Almanya’da Müslüman kadın olarak yaşamak hem zor hem kolay. Bazı çevrelerde başınız örtülü diye ayrımcılığa uğruyorsunuz. Üstelik misliyle.. Hem kadın olduğunuz hem de Müslüman olduğunuz için bir de başörtülü olduğunuz için.. (Doppelt und dreifach)

Bazı çevrelerde kadın olduğunuza ve yabancı olduğunuza bile bakılmıyor, herkes gibi eşit muamele görüyorsunuz. İnsanlar her yerde eşit olmalı. Bunun için herkese görev düşüyor. Toplumun her kesiminden ve her yaştan insanlara siyasetçilerin vereceği pozitif mesajlar; değişik kültür, din, dil, ırklara mensup insanların birarada yaşayabileceğine dair en olumlu adımdır.” diye konuştu.

———————–

ALMANYA’DA “VERGİ ÖDEYENLERİN PARASIYLA İSLAM VE BAŞÖRTÜSÜ REKLAMI” BAŞLIĞIYLA VE YANDAKİ RESİMLE BİRLİKTE YAYINLANAN BİR YAZI:

Auf Kosten der Steuerzahler Werbung für Kopftuch und Islam

Veröffentlicht am 10 November, 2009 von deutschelobby

 

 

BU DA DAİRE’NİN YAZISI

Antidiskriminierungsstelle des Bundes – http://antidiskriminierungsstelle.de/

Herzlich willkommen bei der Antidiskriminierungsstelle des Bundes!

Das Allgemeine Gleichbehandlungsgesetz (AGG) ist im August 2006 in Kraft getreten. Dies war ein wichtiger Schritt hin zur Gleichbehandlung aller Menschen in Deutschland. Diese Gleichbehandlung als Selbstverständlichkeit in der Mitte der Gesellschaft zu verankern, ist eines unserer wesentlichen Ziele. Wir beraten von Diskriminierung Betroffene, forschen zu Ursachen von Ungleichbehandlungen und wollen durch gezielte Informationen einen Beitrag dazu leisten, Diskriminierungen zu verhindern.

Mit unserem Internetangebot bieten wir Ihnen die Möglichkeit, sich über unsere Arbeit und das AGG zu informieren:

In der Rubrik “FAQs”, die Sie im Bereich “Service” finden, haben wir Ihnen die Fragen zusammengestellt, mit denen sich Menschen häufig an uns wenden. Die Antworten darauf geben Ihnen einen Einblick in die Arbeit unserer Stelle, vor allem in die Beratung bei Diskriminierung. Sollten Sie von Diskriminierung betroffen sein oder Fragen zum AGG haben, wenden Sie sich bitte telefonisch, per E-Mail, per Post oder mittels unseres Kontaktformulars an uns. Sie können mit unseren Beraterinnen und Beratern auch einen persönlichen Gesprächstermin vereinbaren.

Unter “Tipps für Unternehmen” finden Arbeitgeberinnen und Arbeitgeber einen Leitfaden, der grundlegende Fragen zur Umsetzung des AGG in Betrieben beantwortet.

In der Rubrik “Service” finden Sie unter “Publikationen und Downloads” alle Veröffentlichungen der Antidiskriminierungsstelle des Bundes. Bitte beachten Sie, dass sowohl das AGG als auch der AGG-Wegweiser in einer für Vorlese-Software optimierten Version angeboten werden.

Ihre Meinung zu unserer Internetseite ist uns wichtig. Gerne nehmen wir Ihre Anregungen und Wünsche auf.

Ihre Antidiskriminierungsstelle des Bundes

About these ads

14 Yanıt to “ALMANYA BU CESUR KADINI KONUŞUYOR”

  1. Derya said

    helal olsun kadın destekliyoruz her zaman

  2. Selma Güven said

    Ben başörtülü değilim ama başörtülü kadınların ayrımcılığa uğramasına ve aşağılanmasına şiddetle karşıyım. Fatma Gürsoy’un cesaretini alkışlıyorum. Başörtüsüne karşı olanları da şiddetle kınıyorum.

  3. Mustafa BiRKAN said

    Fatma Afife Gürsoy hanimi yürekten kutluyorum.
    Diklenmeden dikdurmak iste böyle olur,Umarim diger müslimanlara örnek olur.

    Saygilarimla

    Mustafa BiRKAN

  4. yasemin said

    Alman sitelerinde bu Plakat’la ilgili almanlarin elestirilerini okudum.Neler söylüyorlar islamla ilgili.Sizlerinde okumasini isterim.”Antidiskriminierungsstelle vielvalt statt Einfalt”a girin sitenin altinda “ihre Meinung”yeri var oraya bakin.Yaziklar olsun diger türk gazetelerinde ve Türk Televizyon kanallarinda bu Plakat’i göstermediler.Ama simdi Deutchland sucht den Superstar’da bir türk kadin dereceye girseydi artik türk mediasinda her saat her kanal gösterirdi.Her Gazete’de resmi ve röportajlari cikardi.
    Önce röportaji yapan Dikatli ve hassas gazeteciyi tebrik ederim.
    Sonra Resimdeki Müslüman ,Türk Basörtülü hanimi Candan Kutlar Medeni cesaretini taktir eder, ben müslümanim,ben Türküm diyenlere ve yanlizca sözde kalanlara örnek olsmasini dilerim.
    Almanlarin bu resime karsi yazdiklarini kiniyorum.
    Resimdeki Bacimizi Yukardaki alman sitesine mail atarak ve su anda bulundugumuz siteye türkce yorum yaparak mail atmanizi gönülden isterim.Bu gün Bu Kadini desteklemezsek.Yarin Bizim ve cocuklarimiza lafli ,yazili ve gercek saldiriya ugrarsa hic sasmayalim.
    Sizi vicdaniniza ve ALLAH’a emanet ediyorum.”Bana dokunmayan yilan cok yasasin” zihniyetinden vaz gecelim.
    (EDİTÖR: TEŞEKKÜR EDERİM, TEVECCÜHÜNÜZ. AYRICA HASSASİYETİNİZDEN DOLAYI SİZİ TEBRİK EDERİM – ELİF DSDS’DE 2. OLMUŞ, TÜM TÜRKÇE GAZETELERDE VAR)

  5. Asiye türkan said

    Çok değerli ablamız; güzel duruşun, tatlı gülümsemen ve söylemlerin için teşekkür ederim.
    Bu toplumda bizde varız. bu toplumu beraber imar etmeliyiz.Artık herkesin bunu kabul etmesi gerek ki biz bu toplumun bir parçasıyız.Lütfen biraz empati yapalım.Almanya vatandaşlarını bizim de anlamasız gerek.Belki haklı oldukları yerlerde vardır bize karşı ön yargılarında.Bunun farkındayız.Lütfen birbirimize şans verelim.Bizleri şahsen tanıyanların kanaatleri ‘Sen farklısın’
    Emin olun hepimiz farklıyız ve hepimiz iyiyiz.İyi olmak zorundayız. Bizim dinimizin getirisidir bu.Bizzat kendimizden kaynaklanan bir duruş değil.Rabbım katında iyilerden olmak için.Biz müslümanlar çift dünyalık yaşarız ve yaptığımız hiç bir şeyin yok olmayacağına inanırız.Hasılı kelam bizler iyi olmak zorundayız.Lakin bu iyi olacağımız dişüncesi bizi ne kör, ne sağır, ne de olaylara karşı duyarsız yapmıyor. Ne olur birbirimizin sabrını zorlamayalım ve yaşadığımız dünyayı yaşanır kılalım.
    Bende bir kadınım ama bana kadınlığımla değil kişiliğimle,
    Bende bir yabancıyım ama beni bu toplum için yaptılarımla,
    Bende bir tesettürlüyüm ama beni baş örtüsü takmayanlara ne kadar saygılı olmamla değerlendirin.
    Bırakın herkes istediği gibi inansın,istediği gibi giyinsin.
    Lütfen HOŞGÖRÜ…

    Müslimische Familienbildungssttäte Essen e.V
    Mfb-e e.V
    Başkan Asiye Türkan

    • Mehmet Yılmaz said

      Asiye Türkan Hanımefendi sizi anlamakta zorlandım.
      Siz şu sözlerinizde diyorsunuz ki “… hepimiz iyiyiz. İyi olmak zorundayız. Bizim dinimizin getirisidir bu. Bizzat kendimizden kaynaklanan bir duruş değil.”. Hanımefendi, iyilik sadece dinle alakalı bir konu değildir.
      Siz müslümansınız ve iyiliğiniz dininiz bir getirisi diyelim. Peki dindar olmayanlar veya farklı dine mensup olanlar? “… çift dünyalık …” yaşamayanlar ne olacak? Onlar “kötü” mü?.

      Hanımefendi, Erdem veye Fıtrat dediğimiz şey her insan için geçerlidir.
      “Bizzat kendimizden kaynaklanan bir duruş değil.” diyorsunuz. Yani Dininizden kaynaklanıyor bu duruşunuz.

      Bu anlayışınız gerçekten teessüfü hak edecek nitelikte. Böyle bir anlayış nasıl olabilir.?

      Hiç bilmiyormusunuz, Müslüman olmadığı halde “iyi” olan milyonlarca – milyarlarca insan var.
      Veya Siz, eğer bir gün dinden çıksanız “kötü” mü olacaksınız?. İnsanlar hakkında kötümü düşüneceksiz?.
      Hanımefendi, konuşmalarınıza biraz daha dikkat ederseniz sanırım daha isabet etmiş olursunuz.
      Veya isabetli konuşamıyorsanız lütfen sûkut ediniz.
      Üstelik birde bir dernek adını ve ünvanınızı vererek konuşuyorsunuz.
      En azından içerisinde bulunduğunuz derneğe haksızlık etmeyiniz.

      Saygılarımla

      • Ethem Abdussamed said

        Mehmet Yilmaz bey. Sizin anlatmak istediginizi tam olarak anlayamadim. Asiye Türkan hanim gayet duygularini güzel ifade etmis. Sizin Kritiginiz “ne alaka?” cinsinden. Müslüman olmayan iyi insan olmaz diye bir sey demek istedigini cikartmadim, ama bu dinin ve bu yolun iyi olma yolunda gidilebilecek bir yol oldugunu ifade etmis. Diger insanlarin kötü oldugunu yazmamis. Ama Allah Kuranda bize iyi bir insan olmak icin bir formül göndermis. Niye ben bunu Humanistlik adina köseye atayim. Ben bunun Kompleksli bir düsüncenin ürünü oldugunu düsünüyorum.
        Böyle bir düsünce ile o zaman Kant’in Metaphisik üzerine düsüncelerini Kuranin kine esit sayalim, ne dersiniz???

        Ve Ayrica söylemek isterim ki, cift dünyali olmayan insanlar Kuran’da kinaniyorlar. Bunu bircok ayet size söyleyebilir. Nedenleri de Kuranda apacik yazili.

        Böyle sacma sapan seyleri Polemik yapmak icin yazmayin. Size ricaa ediyorum.
        Bu yaziyi Müslüman olmayan bir insan’ndan beklerdim, ama size ne oluyor. Allah askina.
        Ayrica kritigimiz Fatma Gürsoy hanimin güzel ve cesurca girisimi. Ablamizi tebrik ederim ve dünya ve ukba’da Rabbimdan Mükafatini almasini niyaz ederim.

      • kiskanc said

        Sayin yilmaz
        Sizin kötü oldugunusu kim iddia ediyor da üserinise aliniyorsunus. Asiye hanim elbette mensup oldugu dini savunacak. Sizde mensup oldugunuz dini veya dinsizligi hatta sahsinizin iyi oldugunu,savunacaksiniz. Bu gayet dogal degilmi?
        Kaldiki, Islamiyetin savunmaya ihtiyaci yok!!
        Siz kotu insan olmayabilirsinis,ama inanin ‘kötü niyetlisiniz’
        Yazinizdan bu anlasiliyor.
        Yazinizda kendinizle celiskiye duschmüssünüz. Hemde,bir cumlede 3 kez.Yazinizzi birkac kez daha okuyunus ve dustugünuz celischkiyi anlamaya calisiniz.
        Eger anlayamassaniz birkac gun sonra,celiskilerinizi size yazacagim.
        Uzgünüm Asiye hanim sanki sizin avukatiniz gibi konustum ama sayin yilmas direkmen inancimiza karisiyor.
        Bende size birsey teblig etmek istiyorum,sayin yilmas “Ya hayir söyle yada sus” (hadisi serif)
        Birbirimizin inanclarina saygi duyarak yaschamayi ögrenecegiz.yine de medeni bir insangibi yazmaniz olumlu, sizde isch var! Dogrusunu bulacaksiniz ve saygi duymayi ögreneceksiniz.
        Bizim dinimizin dogru din oldugundan suphemiz yok,bunu asla tartismayiz. Kimseyide zorlamayiz.ister inanmayin ister inanin beni neilgilendirir

      • Meltem Kural said

        Öncelikle bu güzel kampanyayi düsünen ve faliyete geciren ekibi ve kampanyanin cehresi olan degerli Fatma Gürsoy ablamizi tebrik ediyorum. Insallah bu kampanya Türklere karsi varolan önyargilarin giderilmesine ve kafalardaki negatif örtülü müslüman kadin imajinin degismesine vesile olur.
        Asiye Türkan Hanimefendi umutlarimizi cok güzel ifade etmis; söylemis oldugu cok kolay anlasilir ve iyi niyetli cümlelerin altinda kendi namina bir hakaret ve ya olumsuz gönderme cikaranlar bence komplekslerine ayna tutuyorlar. Biz müslümanlar iyiligi kendimizden bilmeyiz, Rabb`imizin bize bir rahmetidir deriz..ben iyiyim, dürüstüm, cömertim demek yerine, bizi bizden daha iyi bilen Rabb`imizin elinde olan nefsimizin iyiligini kendimize yormaktan haya ederiz, etmeliyiz..edemiyorsak da en azindan edenlere “ne yani sen bana veya ona kötü mü demek istiyorsun” diyerek hikmetini anlamadigimiz sözlere yorum yapmadan biraz düsünürüz sui zanda bulunup kardesimize haksizlik etmeyelim diye..iste bu inceligin hepsi Islam`dandir derken de müslüman olmayan bir kimsede bu incelik yoktur demeyiz ama bilincli tüm müslümanlarda bu incelik vardir ve bu islamin bir güzelligidir derken de tevazu göstermeyiz gocunmaya yer arayan insanlari düsünerek…isin özeti bu..

    • Mehmet Yılmaz said

      Asiye Türkan hanımefendi için sarf ettiğim eleştiri ve tavsiyeleşme üzerine, kendisi dışında bazı hanım ve beyefendiler konuyu kişiselleştirdiler, niyet okumaya hatta hakarete varan sözlerle sözde savunmaya çalıştılar.

      Benim niyetim, hiç kimseyi “öteki”leştirmeden, insana, insan olduğu için bakmak, kişileri, dini, dili, ırkı veya başka bir sebepten dolayı değil, savunduğu, yaşadığı, söylediği söz ve fiillerle değerlendirilmesi gerektiğini anlatmaya çalıştım.

      Müslüman olduğunu iddia ettiği halde, dini ile kendi arasında hiçbir bağ görülmeyen insanların olduğu gibi, farklı bir dine mensup olduğu halde, adalet ve doğruluk için çalışan “erdemli” insanların varlığından bahsettim.

      Ben, Asiye Türkan hanımefendinin, sadece Müslümanların iyi olduğu ve başkaların kötü olduğunu söylüyor demedim. Böyle anlaşıla bilir, daha özenli olalım, sözlerimize, yazılarımıza, ifadelerimize özen gösterelim, aslında kastedilmeyen şeylerden dolayı kimsenin yanlış anlaşılmaması için kelimeler örselenmesin dedim.

      Benim ifadelerim, yanlış, isabetsiz veya anlamsız olabilir. Ama bunu üçüncü şahısların araya girmesiyle değil, bizzat Asiye Türkan hanımefendi, uyarır, benim yanlış anladığımı söyler, beni düzeltir. Bende kendisine bu tavsiyeleşmeden dolayı teşekkür eder, şükranlarımı sunardım.

      Ne var ki, durumdan vazife çıkaran, hanım ve beyefendiler, haklı olabilecekleri eleştirilerinin yanı sıra, hiç hak etmediğim, kırıcı, hakaret içeren, aşağılayan sözler sarf etmişler.

      Şimdi O’sözleri alıntı yapıyorum, okuyalım;

      “Siz kötü insan olmayabilirsiniz, ama inanın ‘kötü niyetlisiniz’” !!!
      “…. Kompleksli bir düşüncenin ürünü ….” !!!
      “Böyle saçma sapan şeyleri Polemik yapmak için yazmayın” !!!
      “…. komplekslerine ayna tutuyorlar.” !!!
      “…. hikmetini anlamadığımız sözlere yorum yapmadan biraz düşünürüz sui-zanda bulunup kardeşimize haksizlik etmeyelim diye..iste bu inceliğin hepsi İslam`dandır” !!!

      Beni, kompleksli, kötü niyetli, saçma sapan şeyler söyleyen, polemikçi, hikmetsiz, düşüncesiz ve suizan da bulunan biri gibi sunmak, itham etmek en hafif ifade ile kul hakkıdır.

      Madem ki beni siz uyarmak istediniz, o zaman, kadar ithama-hiddete gerek duymadan, benim yanlış anladığımı söyler beni uyarırdınız ve yukarıdaki ifadeleri yazınızın arasına sıkıştırmazdınız.

      Hiçbir konu bu düzlemde tartışılamaz. Tartışılmamalı. Eleştiriyi veya tavsiyeleşmeyi sankii kişisel hakkı ihlal varmış gibi sunulması anlam kaymasına neden olmakta, konuyu anlamsızlaştırmaktadır.

      Bir konu kendi anlam bütünlüğünden çıkarılır ve kişiselleştirilirse orada hayır da berekette kalmaz. Hayırın ve bereketin olmadığı bir yerde nelerin olacağını yukarıdaki alıntılarla sizlere sundum.

      Bende acizane eleştiri veya tavsiyeleşme notunu yazdığıma pişman oldum. Konunun bu noktaya geleceğini bilseydim asla böyle bir şey yazmazdım.

      Umuyorum ve diliyorum ki, bir gün eleştirilmeyi, tavsiyeleşmeyi başkaları araya girmeden, eleştiren ve eleştirilenler kendi başlarına yapabilecekleri bir gün gelir ve gereksiz avukatlara (savunuculara) gerek kalmadan medeni bir seviyeyi yakalayabiliriz.

      Son olarak şunu söylemeliyim, düşünceleri de, niyetleri de bilen Allah’tır. Benim hakkımda aklınızdan ne geçirdiniz bilmiyorum ama yazdıklarınızdan veya içinizden geçirdiklerinizden dolayı bana hakkınız geçmişse ben Ahiret’e bırakıyorum. Hakkımı helal etmiyorum. Sizde helal etmeyebilirsiniz.

      Ne kadar basit değil mi küçücük bir konunun bu noktaya gelmesi?

      Asiye Türkan hanımefendi için sarf ettiğim, bundan dolayı gereksiz yere hak etmediğim şeyleri duymama neden olan sözleri kendim için kullanıyorum ve kendime diyorum ki, artık “sûkut” etme sırası bende.

      Vesselam.

      • Asiye türkan said

        ‘Eşitlik Yasası’ çerçevesinde hükümet tarafından oluşturulan Federal Anti Diskirimine – Ayrımcılık – Dairesi tarafından toplumdaki yabancı kökenliler aleyhine yapılan ayrımcılığa dikkat çekmek amacıyla hazırlanan bir reklam kampanyasına yazmış olduğum kritiğimin bu şekilde benim yazdığım yazıya endekslenerek devam etmesi doğrusu beni çok üzdü.Az evvel açıp baktığımda doğrusu şok oldum.
        Yalnış anlaşılacak kelimeler kullandığımı düşünmüyorum.
        Böylesine bir sonuç çıktığı için üzgünüm.Umarım Mehmet Bey birbirini görmeden ve tanımadan eleştiren müslümanları,kendisini tanımadığı ve bu kritiklerin oluşmasında da kendi yazdıkları acıtan kelimerin olduğunu düşünerek bu olayı daha fazla uzatmaması ve ahirete bırakacak kadar cahilleşmemesi gerektiğini acizane düşünüyorum.
        Bu durumda asıl haksılığa uğrayan benim.Sözlerimim yalnış anlaşılması en çok beni üzdü.Umarım en son noktayı koymuşumdur.
        Sanıyorum buraya yazanlar bu dini hak din olarak kabul edenler.Ne olur birbirimize haksızlık yapmayalım…
        Bizim çok işimiz var….

      • Ethem Abdussamed said

        Bu olayin bu kadar uzamasi beni gercekten cok üzdü. Basta sunu söylemek isterim ki ben sizin sahsiniza kompleksli demedim, sadece bu düsüncenin öyle oldugunu ifade ettim. Inanin ben sizin iyi niyetli olmadiginizi hicbir zaman yazmadin ve düsünmedim. Benim yazim da bir uyari mahiyetinde idi ve sizde bazi kendinize yapilan sözlere üzülerek bizi uyardiniz. Böylece Müslümanlar Allah’in emri olan uyarma emrini yerine getirmis oldu (Asr suresinde anlatildigi gibi). Bundan sonra birbirimize karsi nefreti birakmamiz lazim ki Müslümanlar birbirlerine nefret etmez. BiIzniAllah tanisiriz ve özel olarak yanlisliklari düzeltiriz. Size haksizlik ettigimi düsünüyorsaniz sizden özür diliyorum ve böyle tadsizliklarin bir daha yasanmamasi arzum.
        Allah’a emanet olun. Hakkinizi helal edin
        Vesselam

    • Mehmet Yılmaz said

      Mehmet Bey birbirini görmeden ve tanımadan eleştiren müslümanları, kendisini tanımadığı ve bu kritiklerin oluşmasında da kendi yazdıkları acıtan kelimerin olduğunu düşünerek bu olayı daha fazla uzatmaması ve ahirete bırakacak kadar cahilleşmemesi gerektiğini acizane düşünüyorum.

      Asiye Türkan hanımefendi, eleştiri veya tavsiyeleşmenin muhatabı olarak direk siz cevap verdiğiniz için size küçük bir hatırlatmada bulunmak isterim.

      Konu ile alakalı yorumunuzda eleştirdiğim şey tamda bana yazdığınız cevap yazınızda da ortaya çıkıyor.

      Lütfen dikkat ediniz, ben kelimeleri örselemeyelim, hırpalamayalım, sözlerimize – ifadelerimize dikkat edelim derken işte tam da sizin yorumunuzdaki dilinize ve üslubunuza dikkat çekmiştim.

      Asiye Hanım, cevabınızın şu paragrafında, ” Mehmet Bey birbirini görmeden ve tanımadan eleştiren müslümanları, kendisini tanımadığı ve bu kritiklerin oluşmasında da kendi yazdıkları acıtan kelimerin olduğunu düşünerek bu olayı daha fazla uzatmaması ve ahirete bırakacak kadar cahilleşmemesi gerektiğini acizane düşünüyorum.” diyorsunuz.

      Haklısınız!. Ama aynı paragrafın içerisinde siz tanımadığınız birine yani bana, “… ahirete bırakacak kadar cahilleşmemesi gerektiğini acizane düşünüyorum” diyorsunuz.

      Siz iki dünyalık yaşamaktan bahsetmiştiniz. İki dünyalık yaşayan insanların, haklarını bırakacakları en güzel en değerli mekan yer Ahiret değilmidir sizce.?

      Tebrik ederim sizi Asiye Hanım, benim hakkımı ahirete bırakmamı cahillik olarak görmek vedahi bunu açıkca ve hiç bir rahatsızlık duymadan Cahillikle nitelendirerek yazabilme cesaretiniz tebriğe şayan.

      Benim hiç bir zaman ve hiç kimseye kullanmadığım, kullanmaya yüreğimin ve zihnimin el vermediği, cesaret edemediğim kelimeleri duydum sizden.

      Ve yine siz diyorsunuz ki, ” Sanıyorum buraya yazanlar bu dini hak din olarak kabul edenler. Ne olur birbirimize haksızlık yapmayalım…”

      Yukarıdaki şahsıma sözleriniz sözler hiç haksızlık değil mi.?

      Son olarak size şunu söyleyeyim, sizin üslubunuz ve hitabınıza baktığımda, sizin kadar cesur olamadığımdan, olamayacağımdan dolayı, sizin kullandığınız O cesur ifadeleri kullanamadığımdan dolayı ahirete havale ettim.

      Kimlerin cesur olduğunu, kimlerin cesur olamadığını taktir edersiniz.

      Sağlıcakla kalın…

  6. Selma Gürleyen-Polat said

    Yıllardır bizlere ne İslam dinini doğru dürüst öğrettiler ne de müslüman Türk’ün kendi gerçek tarihini. Hep yalanlarla büyüdük, Allah yakar, tarihimiz kötü ve karanlik vs…

    Artik Islamın ve tarihimizin doğrularini öğrendikçe başımız (gururla deyil çünkü o şeytandandır) vakur bir şekilde dik. Çocuklarımıza, gençlerimize, kadınımıza ve erkeğimize dinimizin, dilimizin ve tarihimizin güzelliklerini öğretmek için mücade etmeliyiz. Ancak o zaman onların özgüvenini güçlendirebiliriz.

    Yeni bir nesil, dininden, dilinden ve tarihinden utanmayan.
    Karşılarına çıkan sözde bilimadamlarına, hocalara körü körüne inanmayan, soran, araştıran ve öğrenen bir nesil, (olacak) inşaallah.

    Necip Fazıl`ın Gençliğe Hitabesi’nde yazdığı gibi.
    (Gençlere tavsiyem mutlaka okuyun bu eseri)
    Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik
    Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik.

    Kim var! diye soruldugunda sağına ve soluna bakınmadan fert fert ben varım! diyen bir genclik.

    Zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar, gözü keskin bir gençlik.

    Şu gurbet elde Rabbimizin buyurdugu gibi “Allahin ipine sımsıkı sarılın” ayetine bir uyabilsek, sırtımız asla yere gelmez. Dünyamızı ve ahiretimizi kurtarabiliriz. O günlerin hayaliyle yaşıyorum ve Üstadin hayalindeki gençliği bekliyorum.

    Son söz: Bu degerli ablamızı tebrik etme geregi duymadım çünkü sözler bazen yetersiz kalır. Rabbim kendisinden razı olsun.

    Müslimische Familienbildungssttäte Essen e.V
    Mfb-e e.V
    Kassenwart Selma Gürleyen-Polat

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 250 takipçiye katılın