Haberin Doğru Adresi

Avrupa'da Yaşayan Türklerin Haber Sitesi

MELİK DUVAKLI: OKUSALAR, O DİJİTALLERİN…

Posted by almanyahaber Şubat 6, 2014

melikduvakliDanıştay saldırısından 8 ay sonra, Şubat 2007’de emekli albay Fikri Karadağ’ın Kadıköy’deki Kuvay-ı Milliye Derneğinde düzenlediği basın toplantısını izlemeye gitmiştim. Meşhur silah üzerine yemin görüntüleri çıkmış ve Karadağ oldukça popülerdi.

Kameralar karşısında “Silah üzerine yemin törenlerini stadyumlara taşıyacağız. 50 bin kişilik kitlelere yemin ettireceğiz” diyen Karadağ’ın “Elimizde 13 bin 500 kişilik hainler listesi var, hesap soracağız” sözleri hâlâ kulaklarımda. Listenin en başında iktidar üyelerinin olduğu herkesin malumuydu.

Sivil savcıların bir astsubayın ifadesini bile kolay kolay alamadığı yıllardı. Kimse öyle dijital delil, sahtelik, komplo gibi argümanların arkasına sığınma gereği duymazdı. Ergenekon dedikleri şey hayatın bizzat içindeydi; basın toplantıları düzenler, gösteriler yapar, tehditler savururdu. Öyle gizli saklı da yürümüyordu bu işler. Danıştay binası basılır, öldürülen hakimin cenaze törenine katılan hükümet üyeleri kovalanırdı. Gazete binalarına bombalar atılır, insanlar misyoner diye boğazlanır, bir gazeteci Ermeni diye ensesinden kurşunlanırdı. Ta ki Haziran 2007’de Ergenekon soruşturması başlayana dek. Ya da biz öyle sanıyorduk…

Çünkü tüm bu yaşadıklarımızın dijital bir komplo ya da halüsinasyon olduğuna inanmamızı isteyenler var. Ne zaman Ergenekon ya da Balyoz’la ilgili herhangi bir gelişme olsa, bu davaların tamamen çöktüğüne dair bir propaganda devreye sokuluyor. Örneğin bir sanık tahliye olduğunda “Her şey komplo. Boşu boşuna yattığı yılların hesabını kim verecek?” sorusu dillendiriliyor. Tahliye ile beraat arasındaki farkı bilmediklerinden değil elbette. Ki, tutukluluk süresi 5 yıla indiğinde Ergenekon sanıklarının çoğu tahliye olacak. Delillerle ilgili herhangi bir gelişme olduğunda da benzer bir algı operasyonu devreye sokuluyor.

Başından beri bu davaları kategorik olarak reddedenlerle ayrıca tartışabiliriz. Ancak, bugün hadiseyi dijital bir komploya indirgeyenlerden bazıları daha dün bu davalarda yargılananları topyekûn darbeci ilan ediyordu. Bu keskin savrulmaların çok açık bir nedeni var: Kimse bu davaları bilmiyor. Gazeteciler içinde bile dava dosyalarını bileni geçtim, iddianameleri okuyan sayılıdır. Çünkü okusalar, her gelişmede komplo olduğuna anında kanaat ettikleri delillerin öyle bilgisayarda durduğu gibi durmadıklarını, son on yılda birçoğunu an be an yaşadığımızı görecekler.

İyi de, hiç mi hata olmadı? Saymakla bitmez… Balyoz delillerindeki soru işaretlerini netleştirmeden davayı karara bağlamak… Poyrazköy’de delillerle ilgili sanık itirazlarına kulak tıkamak… Oda TV, Ergenekon davasının imajını yerle bir eden en büyük hataydı… Hanefi Avcı’nın başına gelenler… Listeyi uzatmak mümkün. Ama bu eksikler, davaları tamamen reddetmeyi haklı kılmaz. Yanlış yapan da hesap versin darbe tertibi yapan da…

5.2.2014 – TÜRKİYE GAZETESİ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s